Site - Üst - Yazarlar
Emin Borazan

Emin Borazan

Ulu Önder Atatürk, mezarından çıkıp, dese ki " Ülkenin geleceği için Evet deyin", şu anda Atatürk'ü Hayır cephesinin bir argümanı haline getirenler, acaba kendilerini nasıl izah edecekler.
10 Mart 2017 Cuma 10:42:53

               

Büyük gün yaklaşıyor. Bir tarafta Evetçiler, diğer tarafta hayırcılar. Bu sürecin akıl ve mantıkla değil de siyasi bir bakış açısıyla yorumlanıp, buna göre karar verilmesi son derece tehlikeli. Ancak asıl tehlike, bu sürecin taraflarından çok, onları destekleyenlerin gözden kaçırılması. Bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.

 Bu yazımda taraf olmadan, eşit bir mesafede durarak gözden kaçan bazı detaylara dikkat çekmek istiyorum.

Ancak asıl konuya girmeden önce, bu süreçte gözlemlediğim bir gerçeğe de kısaca değinmek istiyorum.

Hayır cephesinin her zaman olduğu gibi yine en önemli argümanı, ülkemizin kurucusu Ulu Önder Atatürk. Bugün Atatürk mezarından çıkıp, dese ki " Ülkenin geleceği için Evet deyin", şu anda Atatürk'ü Hayır cephesinin bir argümanı haline getirenler, acaba kendilerini nasıl izah edecekler. Rahmetli Atatürk'ün şahsiyeti üzerinden yürütülen beyin yıkama politikasına artık bir son verin.

Başta da söylediğim gibi, taraf olmadan eşit mesafede durarak yazıma devam ediyorum.

Vatanın geleceği için kaygılanan, kendine "acaba evet mi, yoksa hayır mı?" sorusunu soran ülkemin temiz ve yürekli insanları:

" Lütfen bana bir kulak verin. Ben size şu iyidir demeyeceğim. Sizi bir tarafa çekmeyeceğim. Çok da teknik konulara girip sürekli söylenen şeyleri tekrar etmeyeceğim. Benim sözünü edeceğim şey, son günlerde hepimizin şahit olduğu önemli bir detayın gözden kaçmasını önlemek. Bu detay son derece önemli.

Bu konuda taraf olmadığımı söylemiştim. ve hala sözümün arkasındayım.

Bir Türk büyüğümüz demiş ki, "Biri ya da bir konu hakkında hüküm verirken, Batı diyorsa ki bu iyidir, bilin ki o kötüdür. Batı diyorsa ki bu kötüdür. Bilin ki o iyidir. Onlar ne derse, tam tersini yapın."

Bu sözün doğruluğu konusunda hem fikir miyiz? Avrupa ya da daha genel bir ifadeyle batı bizim iyi olmamızı ister mi? Türkiye için "KISALDIKÇA SULAYACAKSIN, UZADIKÇA BUDAYACAKSIN" diyen bir Avrupa'dan nasıl bir iyilik umabiliriz ki?

Avrupa güçlü bir Türkiye istemez. Avrupa arka bahçesini kaybetmek istemez, değil mi? Bu konuda hepimiz hemfikir miyiz? O halde bu güzel ülkem için, kirli emellerini açıkça ortaya koymaktan çekinmeyen Avrupa, bu referandum sürecinde hangi taraftaysa bilin ki o taraf, yanlış yoldadır.

Türkiye'yi yıllarca arka bah��esi olarak gören, Avrupa, referandumdan hayır çıkması için elinden geleni yapıyor. Türkiye'nin bakanlarının Avrupa'daki gurbetçilerle buluşmasını engellemeye çalışıyor. Hayır propagandası yapmak isteyenlere kapılarını ardına kadar açıp, eveti anlatmak isteyenlere ise izin vermiyor. "

Ey bu vatanın genç evlatları, yaşlıları, aydınları, emekçileri, kadını, erkeği. Hepimiz bir karar vereceğiz. ve bu karar ülkemizin bundan sonraki gidişatına yön verecek bir kırılma noktası olacak. O halde ideolojik düşüncelerimizi, siyasi görüşümüzü bir kenara bırakıp, aklın ve mantığın ışığında yüreğimizin derinliklerinden gelen sese kulak verelim. Eminim o, bize en doğrusunu söyleyecektir.

Saygılarımla